Her yeni düğün çekimi yepyeni bir heyecana sürüklüyor ruhumu. Her çekim öncesi fotograf makinesine ilk kez dokunuyormuş gibi telaşlanıyorum. Bazı meslektaşlarım bunun iyi birşey olduğunu düşünüyor cunku amatör heyecanı bir gün biterse, öğrenmeye ve yenilenmeye kapandığın alamına gelirmiş. Yani çok bilme hastalığı dedikleri o ironik tanım 🙂 umarım yıllar yıllar sonra da aynı telaşı hissedebilirim. Çünkü belki de aslında sevdiğim ve keyif aldığım bizzat bu duygunun kendisi muhtemelen.. Düğün fotoğrafçısı olmak; zarafet dolu, aşk dolu, gülücük ve mutluluk dolu bir havuza düşünmeden kendini bırakmak gibi aslında.. Cunku o gun hersey cok guzel, hersey cok özel.. Beyazlar içinde süzülen güzel bir gelin, tüm asaletiyle centilmen bir damat.. İncelikle düşünülmüş detaylar ve aşkın ritmiyle dolup taşan eşsiz bir atmosfer.. Geriye vizörden bakıp, en estetik açılardan doğru ışığı yakalayarak anı ölümsüzlestirmek kalıyor..